şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2014 Cuma

Haftanın Şiiri ---- Yapraktı

           YAPRAKTI

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,
Yaşadığından uzun;
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.

Ağacın yüksekliğince,
Dalın yüksekliğince rüzgarda;
Ve bir yeni ö'mü'r
Vardığın çimen yeşilliğince.

Can YÜCEL

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Haftanın Şiiri --- İşçi Marşı

İŞÇİ MARŞI
Hava döndü işçiden işçiden esiyor yel
Dumanı dağıtacak yıldız-poyraz başladı
Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

Tekliyor işte çağın çarkına okuyan çark
Ve durdu muydu birgün bu kör, avara kasnak
Bir zincir yitirenler bir dünya kazanacak
Sen de o dünyadansın sınıfın bil safa gel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

Köylükler uykusunda döndü dönüyor sola
Güne bakıyor bebek büyüyen yumruğuyla
Başaklar gövderdi bak başkoydular bu yola
Şaltere uzanıyor allaha açılmış el
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

 
Can YÜCEL

1 Mayıs 2014 Perşembe

Haftanın şiiri --- GAYRIDIR HER MİLLETTEN BU BİZİM MİLLETİMİZ

GAYRIDIR HER MİLLETTEN BU BİZİM MİLLETİMİZ

Gayrıdır her milletten
Bu bizim milletimiz
Hiç dinde bulunmadı
Din ü diyanetimiz

Bu din ü diyanette
Yetmiş iki millette
Bu dünya ol ahrette
Ayrıdır âyâtımız

Zahir suya banmadan
El ayak deprenmeden
Baş sücuda ermeden
Kılınız taatımız

Ne Kâbe ne de mescid
Ne rükû ne de sücud
Hak ile daim becid
Olur münacatımız

Ger Kâbe'ye varalım
Ger mescide girelim
Ger suyuyla yunalım
Çün bile illetimiz

Su ne kadar arıda
Çün yavuz fi'lşin senin
Meğer bizi pâk ede
Hak'tan inayetimiz

Kimin sözün kim bile
Akıl ermez bu hâle
Yarın anda bell'ola
Müslüman mürtedimiz

Yunus canın yenile
Kim dostluğun anıla
Aşk ile dinlerisen
Bilesin kudretimiz


YUNUS EMRE

21 Nisan 2014 Pazartesi

Haftanın şiiri ---- Öpüş Tadında

ÖPÜŞ TADINDA
Bir şiir
Tek bir şiir yazmalıyım
Uyağı rüzgâr olan
Yağmura bürünmüş soluğu

Bir gün
Tek bir gün kalmalı
Benden kalacaksa geriye
Bir öpüş tadı dudağımda

Ve bir öpüş tadında
Olmalı o şiir de



Ahmet UYSAL

16 Nisan 2014 Çarşamba

Haftanın Şiiri ---- Gönül Bir Güzeli Sevmiş

GÖNÜL BİR GÜZELİ SEVMİŞ 

Gönül bir güzeli sevmiş ayrılmaz
Dolanır peşinde çoban misâli
Hiç kimse bu derdin dermânın bilmez
Azmış yaraları perişan hali

Lokman çare bulmaz yoktur Eflâtun
Yârdan ayrılması ölümden çetin
Elde endaz ettim bu aşkın atın
Terk ettim sılayı vatanı ili

Ferhat Şirin için kestiği taşlar
Benim senin için döktüğüm yaşlar
Seni yaksın beni yakan ateşler
Yaktı bu sinemi savruldu külü

Arılar bal için bekler petekler
Alır her çiçekten verir emekler
Mecnun Leylâ için pınarı bekler
Ben de bir yâr için olmuşum deli

Evvelden var idi bu sevda bende
İlikte damarda cesette canda
Ölünce hû çeksin kemiğim sinde
Dünyada durunca Veysel'in dili


Aşık Veysel ŞATIROĞLU

3 Nisan 2014 Perşembe

Haftanın Şiiri -- Suskun

SUSKUN  

   Sus, kimseler duymasın.
   Duymasın ölürüm ha.
   Aydım yarı gecede
   Yeşil bir yağmur sonra...
   Yağıyor yeşil.

   En uzak, o adsız ve kimselersiz,
   O yitik yıldızda duyuyor musun?
   Bir stradivarius inler kendi kendine,
   Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
   Önce bendim diyor ve sonra benim...
   Ölümsüz, güzel ve çetin.
   Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
   Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
   Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
   Kendi rüzgarıyla vurgun...
   Sarıyor yeşil.

   Rüya, bütün çektigimiz.
   Rüya kahrım, rüya zindan.
   Nasıl da yılları buldu,
   Bir mısra boyu maceram...
   Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
   Bilmezler nasıl sevdik,
   İki yitik hasret,
   İki parça can.
   Çatladı yüreği çakmaktaşının,
   Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
   Çağlardır boğulmuş bir su...
   Ağıyor yeşil.

   Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
   Susmuş bütün namlular...
   Susmuş dağ,
   Susmuş deniz.
   Dünya mışıl-mışıl,
   Uykular derin,
   Yılan su getirir yavru serçeye,
   Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
   Memeleri bereketli ve serin...
   Sağıyor yeşil.

   Aydım yarı gecede,
   Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,      
   Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
   Ama hançer taşı sanki
   Koca Kartaca!
   Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
   Bak nasıl alıyor, yigit,
   Binlerce yıl da sonra
   Alıyor yesil.

   Vurur dağın doruğundan
   Atmacamın çalkara,
   Yalın gölgesi.
   Kuş vurmaz, tavşan almaz,
   Ama aç, azgın
   Köpek balıklarıydı parçaladığı
   Bak, Tiber saygılı, suskun.
   Bak nilüfer dizisi zinciri.
   Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
   Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
   Ve ilk gerillası Spartakus'un.
   Susuyor yeşil.

   Sus, kimseler duymasın,
   Duymasın, ölürüm ha.
   Aymışam yarı gece,
   Seni bulmuşam sonra.
   Seni, kaburgamın altın parçası.
   Seni, dişlerinde elma kokusu.
   Bir daha hangi ana doğurur bizi?

   Ruhum...
   Mısra çekiyorum, haberin olsun.
   Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
   Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
   Derimizin altında o olüm namussuzu...
   Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
   İlktir dost elinin hançersizliği...
   Ağlıyor yeşil.
   
                            Ahmed ARİF

19 Mart 2014 Çarşamba

Haftanın Şiiri --- Çanakkale Geçilmedi

Çanakkale Geçilemedi
Çanakkle tozduman oldu,
Çanakkale şehit yatağı oldu,
Düşmanlar Çanakkale içinde boğuldu,
Ama yinede Çankkale geçilemedi.
Düşman Çanakkalle’yi hafife aldı,
Diyenide toprak içine aldı.
Boğazdan kanlar fışkırdı,
Ama yinede Çanakkale geçilemedi.
Senem Biçer

9 Mart 2014 Pazar

Haftanın Şiiri ----- Etme

Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme
Mevlana Celaleddin Rumi

2 Mart 2014 Pazar

Haftanın Şiir --- Geldi Bahar Gül Bahar

Geldi Bahar Gül Bahar
Ağaçlar açtı çiçek
Uçuyor şu kelebek
Nur yağar öbek öbek
Geldi bahar gülbahar

Güneş ışık veriyor
Dağda karlar eriyor
Tüm tabiat gülüyor
Geldi bahar gülbahar

Ağaçta yeşil yaprak
Neşeleniyor toprak
Yağan yağmura bir bak
Geldi bahar gülbahar

Irmak şirin akıyor
Gözler ona bakıyor
Gökte şimşek çakıyor
Geldi bahar gülbahar

Şükür ettik Allah’ a
Kavuştuk bir daha
Erdik güzel sabaha
Geldi bahar gülbahar
 
Yavuz Mercan

23 Şubat 2014 Pazar

Haftanın Şiirii ---- Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin

HERKES GİBİ
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.


Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
                        

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin


Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin


Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

 
                                                   Nazım Hikmet Ran

17 Şubat 2014 Pazartesi

Haftanın Şiiri ---- OTUZ BEŞ YAŞ

 OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı TARANCI

9 Şubat 2014 Pazar

Haftanın Şiiri --- Hasretinden Prangalar Eskittim

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM  
   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.

   Ard- arda kaç zemheri,
   Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
   Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...          
   Bir ben uyumadım,
   Kaç leylim bahar,
   Hasretinden prangalar eskittim.
   Saçlarına kan gülleri takayım,
   Bir o yana
   Bir bu yana...

   Seni bağırabilsem seni,
   Dipsiz kuyulara,
   Akan yıldıza,
   Bir kibrit çöpüne varana,
   Okyanusun en ıssız dalgasına
   Düşmüş bir kibrit çöpüne.

   Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
   Yitirmiş öpücükleri,
   Payı yok, apansız inen akşamlardan,
   Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
   Seni anlatabilsem seni...
   Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
   Üşüyorum, kapama gözlerini...


Ahmed Arif

3 Şubat 2014 Pazartesi

Haftanın Şiiri --- Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin

Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin
Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .
 
Yavuz Bülent Bakiler

26 Ocak 2014 Pazar

Haftanın Şiiri ---- İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İSTANBUL'U DİNLİYORUM
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                    
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                    
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                    
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                    
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                    
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
                    
                                 Orhan VELİ

19 Ocak 2014 Pazar

Haftanın Şiiri ---- Bir Demet Gül

Bir Demet Gül
Bir demet gül uzat bana,
Sonsuzluktan...
Sen koksun yaprakları,
Ve senin kadar güzel olsun gülleri...

Bir demet gül uzat bana,
Kalbinin en ücra köşesinden...
Aşk dikenleriyle süslü,
Ve bir o kadar masum...

Bir demet gül uzat bana,
Gözlerinden;
Gözlerin kadar güzel,
Ve onlar kadar anlamlı bakan...

Bir demet gül uzat bana,
Kendinden;
Tenin kadar beyaz,
Ve yanakların gibi biraz...

Bir demet gül uzat bana,
Ellerinden;
Onlar kadar saf,
Ve bir o kadar titrek...

Bir demet gül uzat bana,
Duygu yüklü gemilerinden;
Sevginle büyülenmiş,
Ve seninle bütünleşmiş olan...

Bir demet gül uzat bana,
Yalnızlıktan;
El değmemiş olsun,
Unutma, yüreğinden kopsun...
 
Ahmet Gökçen

12 Ocak 2014 Pazar

Haftanın Şiiri --- Beyhude Sevda'ya


Beyhude Sevda'ya
Ne kedersiz gecem kaldı, ne bir rahat gündüzde,
Bir devasız Sevda’ya düştüm, Lokman gelse beyhude,
Ne söyleyecek dilim kaldı, ne bir fer şu gözümde,
Bir kararsız Sevda’ya düştüm, kalbim dursa beyhude…

Ayaklarım tutmaz oldu, can kalmadı bedende,
Şu gözler ah görmez oldu, ne vardıysa çevremde,
Cesedim artık dondu, ruhum teselli verse de,
Bir amansız Sevda’ya düştüm, ölüm gelse beyhude…

Gündüzde parlak güneş, bir yıldızdı seherde,
O gül saçan gülücüğü, tüm cihana bedel de,
Meşhur olan hudutsuz aşk, çıkmaz sokak beyinde,
Bir manasız Sevda’ya düştüm, aklım gitse beyhude…

O güzelliği bulamadım, ne Aslı’da ne Şirin’de,
Görülmedi böyle sabır, ne Ferhat’ta ne Kerem’de,
Gittiğim uzun bir yol, derman kalmadı şu dizde,
Bir hudutsuz Sevda’ya düştüm, ecel bulsa beyhude…

Gitmediğim yer kalmadı, sordum seni her beldede,
Saçlarıma aklar düştü, çare kalmadı elimde,
İstediğim çok şey değil, bir mucize yetse de,
Bir ümitsiz Sevda’ya düştüm, Hızır gelse beyhude…

Unutmak mümkün değil, adın her bir sözümde,
O benzersiz kokun saklı, verdiğin o mendilde,
Kıvrandım hep kederde, yaş dinmedi gözümde,
Bir insafsız Sevda’ya düştüm, dünya dursa beyhude…

İnce kaşın altında, o bakışlar hep düşümde,
Her yeri sis kaplamış, bu koskoca şehirde,
Hava soğuk, tenim soğuk, sensiz bir gecede,
Bir şafaksız Sevda’ya düştüm, güneş doğsa beyhude…

Allah’a dua edip, bana seni verse de,
Hayal kurup yaşayıp, ömrüm böyle geçse de,
El alem hayret edip, bana mecnun dese de,
Bir sebepsiz Sevda’ya düştüm, alem gülse beyhude…

Bırak namın salınsın, o gözlerin her dilde,
O kızıl saçlarındı, baharda açan her gülde,
Ben ki namım Masum’du, Mecnun oldum sayende,
Bir zamansız Sevda’ya düştüm, Sevda bilse beyhude…
 
Ahmet Gökçen

30 Aralık 2013 Pazartesi

Haftanın Şiiri --- Bazen Olmaz

Bazen Olmaz
N’aparsın bazen olmuyor işte…

Elinden gelen bütün imkânları sunarsın,
Yüreğinden gelen bütün sevgileri bağışlarsın,
Cebinde verecek sadakan bile kalmaz;
Ama olmaz…

Geceleri uykusuz kalırsın,
Yeri gelir dünyayı unutursun,
Aklından bir an çıkaramazsın,
Dilin susar, kalbin susmaz;
Ama olmaz…

Rüyalarında ismini sayıklarsın,
Varlığıyla anlam kazanırsın,
İlgilenirsin… Alışırsın… Bağlanırsın…
Durmadığın durak, yürümediğin yol kalmaz;
Ama olmaz…

Duyulmamış şiirler yazarsın,
Koklanmamış çiçekler toplarsın,
Her ne isterse yaparsın,
Gözlerin dolar, dizlerin tutmaz;
Ama olmaz…

Geçmişi onunla yıkarsın,
Geleceği onunla kurarsın,
Aşkını yazmaya çalışırsın,
Kalem tükenir, kâğıt kalmaz;
Ama olmaz…

Belki olmayacağını bilirsin,
Her şeye rağmen istersin,
Ne pahasına olursa olsun seversin,
Belki o da sever, belki de sevmez;
Ama olmaz…
 
Ahmet Gökçen

22 Aralık 2013 Pazar

Haftanın Şiirii ---- Topal Asker

Topal Asker

Ey saçları “alagarson” kesik hanım kız!
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Bacağımla alay etme pek topla diye.
Bir sorsana o topallık nerden hediye ?

Sen Şişli’de dansederken her gece, gündüz
Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz
Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
Siz salonda dansederken bizler savaştık.

Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Olan işler dimağını azıcık yorsun!
Biliyorum elbisemle eğleniyorsun;

Biliyorum baldırını o kadar nazla
Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla
Benim bütün elbisemden… Hatta kendimden…
Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben

Neyim? Bir hiç… işe güce yaramaz, topal…
Sen sağlamsın senin hakkın dünyadan zevk al:
Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!

Ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!
Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.

Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
Dolaşırken… Biz de tipi, fırtına, yağmur,
Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık

Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık…
Gülme bana bakıp pek arsız arsız
Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!

Sana karşı haykıranı mecbursun dinle;
Bugün hesap göreceğiz artık seninle:
Ben cephede geberirken, geride vatan
Aşkı ile bin belalı işe can atan

Anam, babam, karım, kızım eziliyorken
Dağlar kadar yük altında… Gel, cevap ver, sen
Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!

Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda…
Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
Sizin için harbederken yedim kurşunu.

Onun için topal kaldı böyle bacağım,
Onun için tütmez oldu artık ocağım.
Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.

Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,
Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız
Size şarap oldu sanki… Şehit canımız

Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz;
Zıpladınız,kudurdunuz arsız,edepsiz!…
Gerçi salonlarda “yıldız” dı senin adın,
Hakkikatte fahişesin ey alçak kadın!

Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.
Omuzunda neden seni fuzuli çeksin?
Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..

Hüseyin Nihâl Atsız

15 Aralık 2013 Pazar

Haftanın Şiiri --- Bana Öyle Bakma

Bana Öyle Bakma
Bana öyle bakma…
N’olursun…
Sonra âşık olurum bak…
Rüyalarıma çağırırım her gece,
İster istemez düşüncelerime saplarım seni.
Sonra demedi deme,
Kalbimi sana bağlarım…

Bana öyle bakma…
Hayallerime hapsederim seni,
İstediğim gibi oynatırım,
Hayal dünyamın platonik vadilerinde…
İstanbul’u sen yaparım,
Sensiz yaşayamam sanırım…

Bana öyle bakma…
Senle mutlu bir aile kurarım;
Ortaköy’de güzel bir yalı,
Sevda isminde tatlı bir kız çocuğu,
Beşiktaş’ta küçük bir iş kurarım…
Sonra bakışını çekmenle;
Hiç olmamış gibi her şeyi yıkarım…

Bana öyle bakma…
Daha önce hiç yaşamadım sayarım,
Her şeye senle yeniden başlarım,
Çocuksu bir umutla hayata sarılırım,
Uykularımda seni sayıklarım,
Her yeni günü isminle yaşarım…

Bana öyle bakma…
Bütün dünyayı bir kenara atarım,
Her gece hayalinle yatarım,
Bedenimi gözlerine satarım,
Her şeyden, bu şehirden kaçarım,
Sonra şu koca İstanbul’u yakarım…

Bana öyle bakma…
N’olursun…
Sonra her şeyi sen telakki ederim,
Sadece seni dünyam bilirim,
Sen uğruna her şeyden vazgeçerim,
Bakışına kendimi feda ederim…
Sonra sana “bir daha bak” derim…

Bana öyle bakma… N’olursun…
 
Ahmet Gökçen

11 Aralık 2013 Çarşamba

Haftanın Şiiri ---- Aşkın Ertesi

Aşkın Ertesi
Bugün günlerden aşkın ertesi,
Yaralı bülbülün hüzünlü sesi,
Bugün günlerden aşkın ertesi,
Akılda hala yarin nefesi.

Bugün günlerden aşkın ertesi,
Aşığın hayat memat meselesi,
Beyaz kefen olmuş kisvesi,
Kapanmak bilmez kanayan yaresi.

Bugün günlerden aşkın ertesi,
Soğuk coğrafyanın karanlık gecesi,
Yaşamı sürdürmenin garip telaşesi,
Güle inat fesatlaşmanın mücadelesi.

Bugün günlerden aşkın ertesi,
Tiyatro gösterisinin son sahnesi,
Acıklı sızlayan kemanın sesi,
Eski aşkların gereksiz bahanesi.

Bugün günlerden aşkın ertesi,
Bitmiş sevdaların coşkun hevesi,
Kalmamış Masum’un artık çaresi,
Ölüm olmuş yegane gayesi.

Bugün günlerden aşkın ertesi,
İki kalbin acımasız muharebesi,
Bugün günlerden aşkın ertesi,
Geç kalınmış intiharın arefesi...
 
Ahmet Gökçen