YAPRAKTI
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,
Yaşadığından uzun;
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.
Ağacın yüksekliğince,
Dalın yüksekliğince rüzgarda;
Ve bir yeni ö'mü'r
Vardığın çimen yeşilliğince.
Can YÜCEL
Futbol başta olmak üzere Spor ve güncel konularda makaleler ve incelemeler yayınlanan güncel blogdur.
YAPRAKTI
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,
Yaşadığından uzun;
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.
Ağacın yüksekliğince,
Dalın yüksekliğince rüzgarda;
Ve bir yeni ö'mü'r
Vardığın çimen yeşilliğince.
Can YÜCEL
İŞÇİ MARŞI
Hava döndü işçiden işçiden esiyor yel
Dumanı dağıtacak yıldız-poyraz başladı
Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel
Tekliyor işte çağın çarkına okuyan çark
Ve durdu muydu birgün bu kör, avara kasnak
Bir zincir yitirenler bir dünya kazanacak
Sen de o dünyadansın sınıfın bil safa gel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel
Köylükler uykusunda döndü dönüyor sola
Güne bakıyor bebek büyüyen yumruğuyla
Başaklar gövderdi bak başkoydular bu yola
Şaltere uzanıyor allaha açılmış el
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel
Can YÜCEL
GAYRIDIR HER MİLLETTEN BU BİZİM MİLLETİMİZ
Gayrıdır her milletten Bu bizim milletimiz Hiç dinde bulunmadı Din ü diyanetimiz Bu din ü diyanette Yetmiş iki millette Bu dünya ol ahrette Ayrıdır âyâtımız Zahir suya banmadan El ayak deprenmeden Baş sücuda ermeden Kılınız taatımız Ne Kâbe ne de mescid Ne rükû ne de sücud Hak ile daim becid Olur münacatımız Ger Kâbe'ye varalım Ger mescide girelim Ger suyuyla yunalım Çün bile illetimiz Su ne kadar arıda Çün yavuz fi'lşin senin Meğer bizi pâk ede Hak'tan inayetimiz Kimin sözün kim bile Akıl ermez bu hâle Yarın anda bell'ola Müslüman mürtedimiz Yunus canın yenile Kim dostluğun anıla Aşk ile dinlerisen Bilesin kudretimizYUNUS EMRE
ÖPÜŞ TADINDABir şiir Tek bir şiir yazmalıyım Uyağı rüzgâr olan Yağmura bürünmüş soluğu Bir gün Tek bir gün kalmalı Benden kalacaksa geriye Bir öpüş tadı dudağımda Ve bir öpüş tadında Olmalı o şiir deAhmet UYSAL
GÖNÜL BİR GÜZELİ SEVMİŞ
Gönül bir güzeli sevmiş ayrılmaz Dolanır peşinde çoban misâli Hiç kimse bu derdin dermânın bilmez Azmış yaraları perişan hali Lokman çare bulmaz yoktur Eflâtun Yârdan ayrılması ölümden çetin Elde endaz ettim bu aşkın atın Terk ettim sılayı vatanı ili Ferhat Şirin için kestiği taşlar Benim senin için döktüğüm yaşlar Seni yaksın beni yakan ateşler Yaktı bu sinemi savruldu külü Arılar bal için bekler petekler Alır her çiçekten verir emekler Mecnun Leylâ için pınarı bekler Ben de bir yâr için olmuşum deli Evvelden var idi bu sevda bende İlikte damarda cesette canda Ölünce hû çeksin kemiğim sinde Dünyada durunca Veysel'in diliAşık Veysel ŞATIROĞLU
SUSKUN
Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
Susmuş bütün namlular...
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
Yılan su getirir yavru serçeye,
Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
Memeleri bereketli ve serin...
Sağıyor yeşil.
Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yigit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yesil.
Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara,
Yalın gölgesi.
Kuş vurmaz, tavşan almaz,
Ama aç, azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak, Tiber saygılı, suskun.
Bak nilüfer dizisi zinciri.
Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
Ve ilk gerillası Spartakus'un.
Susuyor yeşil.
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum...
Mısra çekiyorum, haberin olsun.
Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o olüm namussuzu...
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
İlktir dost elinin hançersizliği...
Ağlıyor yeşil.
Ahmed ARİF
|
| Geldi Bahar Gül Bahar
Ağaçlar açtı çiçek
Uçuyor şu kelebek Nur yağar öbek öbek Geldi bahar gülbahar Güneş ışık veriyor Dağda karlar eriyor Tüm tabiat gülüyor Geldi bahar gülbahar Ağaçta yeşil yaprak Neşeleniyor toprak Yağan yağmura bir bak Geldi bahar gülbahar Irmak şirin akıyor Gözler ona bakıyor Gökte şimşek çakıyor Geldi bahar gülbahar Şükür ettik Allah’ a Kavuştuk bir daha Erdik güzel sabaha Geldi bahar gülbahar |
Yavuz Mercan
|
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı TARANCI
| Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin
Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik Saçlarında ilkbahar.. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Gülüşünde taze serin bir rüzgar Ellerin yine eskisi kadar güzel Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar.. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Hasretin içimde sonsuzluk kadar. Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz. Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var. Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm Benim olmuş dünyalar. . . |
Yavuz Bülent Bakiler
|
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
Orhan VELİ
| Bir Demet Gül
Bir demet gül uzat bana,
Sonsuzluktan... Sen koksun yaprakları, Ve senin kadar güzel olsun gülleri... Bir demet gül uzat bana, Kalbinin en ücra köşesinden... Aşk dikenleriyle süslü, Ve bir o kadar masum... Bir demet gül uzat bana, Gözlerinden; Gözlerin kadar güzel, Ve onlar kadar anlamlı bakan... Bir demet gül uzat bana, Kendinden; Tenin kadar beyaz, Ve yanakların gibi biraz... Bir demet gül uzat bana, Ellerinden; Onlar kadar saf, Ve bir o kadar titrek... Bir demet gül uzat bana, Duygu yüklü gemilerinden; Sevginle büyülenmiş, Ve seninle bütünleşmiş olan... Bir demet gül uzat bana, Yalnızlıktan; El değmemiş olsun, Unutma, yüreğinden kopsun... |
Ahmet Gökçen
|
| Beyhude Sevda'ya
Ne kedersiz gecem kaldı, ne bir rahat gündüzde,
Bir devasız Sevda’ya düştüm, Lokman gelse beyhude, Ne söyleyecek dilim kaldı, ne bir fer şu gözümde, Bir kararsız Sevda’ya düştüm, kalbim dursa beyhude… Ayaklarım tutmaz oldu, can kalmadı bedende, Şu gözler ah görmez oldu, ne vardıysa çevremde, Cesedim artık dondu, ruhum teselli verse de, Bir amansız Sevda’ya düştüm, ölüm gelse beyhude… Gündüzde parlak güneş, bir yıldızdı seherde, O gül saçan gülücüğü, tüm cihana bedel de, Meşhur olan hudutsuz aşk, çıkmaz sokak beyinde, Bir manasız Sevda’ya düştüm, aklım gitse beyhude… O güzelliği bulamadım, ne Aslı’da ne Şirin’de, Görülmedi böyle sabır, ne Ferhat’ta ne Kerem’de, Gittiğim uzun bir yol, derman kalmadı şu dizde, Bir hudutsuz Sevda’ya düştüm, ecel bulsa beyhude… Gitmediğim yer kalmadı, sordum seni her beldede, Saçlarıma aklar düştü, çare kalmadı elimde, İstediğim çok şey değil, bir mucize yetse de, Bir ümitsiz Sevda’ya düştüm, Hızır gelse beyhude… Unutmak mümkün değil, adın her bir sözümde, O benzersiz kokun saklı, verdiğin o mendilde, Kıvrandım hep kederde, yaş dinmedi gözümde, Bir insafsız Sevda’ya düştüm, dünya dursa beyhude… İnce kaşın altında, o bakışlar hep düşümde, Her yeri sis kaplamış, bu koskoca şehirde, Hava soğuk, tenim soğuk, sensiz bir gecede, Bir şafaksız Sevda’ya düştüm, güneş doğsa beyhude… Allah’a dua edip, bana seni verse de, Hayal kurup yaşayıp, ömrüm böyle geçse de, El alem hayret edip, bana mecnun dese de, Bir sebepsiz Sevda’ya düştüm, alem gülse beyhude… Bırak namın salınsın, o gözlerin her dilde, O kızıl saçlarındı, baharda açan her gülde, Ben ki namım Masum’du, Mecnun oldum sayende, Bir zamansız Sevda’ya düştüm, Sevda bilse beyhude… |
Ahmet Gökçen
|
| Bazen Olmaz
N’aparsın bazen olmuyor işte…
Elinden gelen bütün imkânları sunarsın, Yüreğinden gelen bütün sevgileri bağışlarsın, Cebinde verecek sadakan bile kalmaz; Ama olmaz… Geceleri uykusuz kalırsın, Yeri gelir dünyayı unutursun, Aklından bir an çıkaramazsın, Dilin susar, kalbin susmaz; Ama olmaz… Rüyalarında ismini sayıklarsın, Varlığıyla anlam kazanırsın, İlgilenirsin… Alışırsın… Bağlanırsın… Durmadığın durak, yürümediğin yol kalmaz; Ama olmaz… Duyulmamış şiirler yazarsın, Koklanmamış çiçekler toplarsın, Her ne isterse yaparsın, Gözlerin dolar, dizlerin tutmaz; Ama olmaz… Geçmişi onunla yıkarsın, Geleceği onunla kurarsın, Aşkını yazmaya çalışırsın, Kalem tükenir, kâğıt kalmaz; Ama olmaz… Belki olmayacağını bilirsin, Her şeye rağmen istersin, Ne pahasına olursa olsun seversin, Belki o da sever, belki de sevmez; Ama olmaz… |
Ahmet Gökçen
|
| Bana Öyle Bakma
Bana öyle bakma…
N’olursun… Sonra âşık olurum bak… Rüyalarıma çağırırım her gece, İster istemez düşüncelerime saplarım seni. Sonra demedi deme, Kalbimi sana bağlarım… Bana öyle bakma… Hayallerime hapsederim seni, İstediğim gibi oynatırım, Hayal dünyamın platonik vadilerinde… İstanbul’u sen yaparım, Sensiz yaşayamam sanırım… Bana öyle bakma… Senle mutlu bir aile kurarım; Ortaköy’de güzel bir yalı, Sevda isminde tatlı bir kız çocuğu, Beşiktaş’ta küçük bir iş kurarım… Sonra bakışını çekmenle; Hiç olmamış gibi her şeyi yıkarım… Bana öyle bakma… Daha önce hiç yaşamadım sayarım, Her şeye senle yeniden başlarım, Çocuksu bir umutla hayata sarılırım, Uykularımda seni sayıklarım, Her yeni günü isminle yaşarım… Bana öyle bakma… Bütün dünyayı bir kenara atarım, Her gece hayalinle yatarım, Bedenimi gözlerine satarım, Her şeyden, bu şehirden kaçarım, Sonra şu koca İstanbul’u yakarım… Bana öyle bakma… N’olursun… Sonra her şeyi sen telakki ederim, Sadece seni dünyam bilirim, Sen uğruna her şeyden vazgeçerim, Bakışına kendimi feda ederim… Sonra sana “bir daha bak” derim… Bana öyle bakma… N’olursun… |
Ahmet Gökçen
|
|