Başta ulu Türkçü Nihâl ATSIZ olmak üzere, Üç Mayıs’ı bizlere bir şeref nişanı olarak armağan eden bütün kahraman TÜRK büyüklerinin mekânı uçmağ olsun!
Hüseyin Nihal Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Nihal Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Mayıs 2017 Perşembe
3 mayıs Türkçülük günü 2017
Başta ulu Türkçü Nihâl ATSIZ olmak üzere, Üç Mayıs’ı bizlere bir şeref nişanı olarak armağan eden bütün kahraman TÜRK büyüklerinin mekânı uçmağ olsun!
25 Kasım 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri ---- Kader
| Kader
Dünyada gerçi olmadı bir şeyde kârımız
Ukbâda belki olsa gerek itibârımız. Ağyâr gül kopardı dikenden demet demet, Hâr oldu bağrımızda çiçek yüzlü yârımız. Yükseldi arşa neşvesi dünun, esâfilin; Toprakta gizli kaldı bizim âh ü zârımız. Baş eğmedik edâniye ikbâl ü câh için; Mâziye, ırka, sancağadır iftihârımız. Şâd olmamak olur mu, Kızıl Elma semtine Bir gün dönerse râyet-i âli-tebârımız. Hiçbir emel gönülde karâr etmiyor bugün, Ermektedir, şitâya hazin sonbahârımız. Hakanların dikilmeli Altay’da tuğları, Varsın cihanda olmayagörsün mezârımız. |
Hüseyin Nihal Atsız
|
18 Kasım 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri -- Unutma
| Unutma
Yetmiş gün bir öksüz gibi yaşadın;
Annenin gittiği günü unutma! Senin için kendini harcayan kadın, Unutulmaz oğlum, onu unutma... Mezarı olursa koy birkaç çiçek, Babanın rüyası olunca gerçek. İstersen dünyada her şeyden el çek; Bayrağı, ırkını, dünü unutma! Anneni konuştur getirip dile; Anlatsın nasıldı çektiğim çile. Gurbette tükenip dönmesem bile Unutma oğlum hiç, beni unutma! |
Hüseyin Nihal Atsız
|
10 Kasım 2013 Pazar
Haftanın Şiiri --Sarı Zeybek
| Sarı Zeybek
Şu dağların meşeleri karanlık,
Etekleri olur çayır çimenlik Kızanlarla burda eder yarenlik, “Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır, Yağmur yağar, pusatları ıslanır”. Sarı Zeybek şu dağların eridir, Dağlar onun bütün yoğu varıdır. Kendi sarı, bindiği at dorudur; Attan inip şu dağlara yaslanır, Gözü dalar, bakışları puslanır. Sarı Zeybek dağdan dağa taşınır, Taşınır da yüce dağlar aşınır. Mola verip Gökçen kızı düşünür; Efe dağdan köye doğru seslenir, Yosma Gökçen sesi duyar, süslenir. Sevmesin mi Sarı Zeybek Gökçeni? Yüzü melek, saçı ipek Gökçeni? Bütün Aydın elinde tek Gökçeni? Kız sevmeyen erin gönlü paslanır, Paslanırda imil imil yaslanır. Padişahın kulağına varırsa, Tutun diye devlet emir verirse, Üç yüz atlı, beş yüz yaya yürürse Dağlar, taşlar barut ile sislenir, Ölen ölür, anaları yaslanır. II Candarmalar genç efeyi sardılar, Kırk ölümden beğendiğin sordular; Kızanları bir bir yere serdiler. Sarı Zeybek kara sürmez şanına, Erlik için kıyar kendi canına. Nasıl olsa uçar da can, kalır ten; Bir ah tuttu şu dağları derinden. Sarı Zeybek vuruldu üç yerinden. “Yazık olsun Telli Doru şanına, Eğil de bak mor cepkenin kanına”. Sarı Zeybek gün batarken vuruldu. Nabızları yavaş yavaş duruldu, Gözlerine kara perde gerildi Yiğit başı düşüp kaldı yanına, Bakmaz oldu mor cepkenin kanına. Sarı Zeybek öldü sanma, diridir; O, dağların yine eşsiz eridir, Bütün kızlar artık onun yaridir. Vurulmuştur hepsi onun ününe. Can atarlar şimdi gerdek gününe. Sarı Zeybek şimdi artık masaldır, Sanma yıllar şerefini azaltır. Yiğitlerin dillerinde meseldir. Er kişiler kıyar da öz canına Bir damlacık leke sürmez şanına... 1940 |
Hüseyin Nihal Atsız
|
4 Kasım 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri ---- Bahtiyarlık
| Bahtiyarlık
Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir. Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir. Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık? Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir. Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”... O bir sır... Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır. Bilgi, bolluk, din, para... Hepsi boş, hepsi kısır... En fazlası bir dünya uçmağına inmektir. Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı... Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı. Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı. Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak, Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir... |
Hüseyin Nihal Atsız
|
27 Ekim 2013 Pazar
Haftanın Şiiri ---- Kahramanlık
KAHRAMANLIK
"Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir."
Hüseyin Nihâl Atsız
17 Haziran 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri --- Yalnızlık
Gokruh 22:09 Atsız, Haftanın şiiri, Hürriyet, Hüseyin Nihal Atsız, istiklal, kale sahası, vatan No comments
| Yalnızlık
Yine akımda bugün sen varsın,
Yine derdinle hayalim hasta. Bürüsün kalbimi derdin sarsın; Bir ümit var bu tükenmez yasta. Bir yaram var! Ona merhem vurman, Bir hayaldir ki gönülden taşıyor. Ayırırken bizi yollar ve zaman, Sana kalbim daha çok yaklaşıyor. Nerde bilmem o geçen günlerimiz? Artık onlar yeniden gelmeyecek. Nerde kırlar, uzayan yol ve deniz, O öten kuş, o güzel pembe çiçek? Göklerin ziyneti mes’ut kuşlar Ötüşürlerdi yağarken yağmur. Şimdi onlarda melul olmuşlar, Çünkü artık ne ışık var, ne de nur. Dinledik rüzgarı sessiz sesssiz Okuyorken bize bir gamlı kitap. Suya çizmişti gümüşten bir iz, Yükselirken gece dağdan mehtap. Şimdi hülyaya gömülmüş ölüyüm; Ne gelen var, ne giden var, ne soran. Iztırap yaylasıyım gam çölüyüm; Esiyor sadece gönlümde boran. Bir hayal alemi ardında; uzak, Sisli iklimlere sürdüm, gittim. Varlığım burda sönüp kaybolacak... Belki ben şimdiden öldüm... Bittim... |
Hüseyin Nihal Atsız
|
10 Haziran 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri -- Hatıralar
|
26 Mayıs 2013 Pazar
Haftanın Şiiri --- Karanlık
Gokruh 00:58 Atsız, Haftanın şiiri, Hürriyet, Hüseyin Nihal Atsız, istiklal, kale sahası, vatan No comments
|
20 Mayıs 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri -- Kömen
|
5 Mayıs 2013 Pazar
Haftanın Şiiri -- Kader
|
21 Nisan 2013 Pazar
Haftanın Şiiri --- Korku
Gokruh 00:48 Atsız, Haftanın şiiri, Hürriyet, Hüseyin Nihal Atsız, istiklal, kale sahası, milli duygu, Türk, vatan 1 comment
| Korku Bir lahza uzaktan seni görmem, Hasretle yanan bağrıma bir damla su oldu. Sensiz geçerek ruhu karartan koca bir yıl, Hissiz ve hayatsız bir ölüm uykusu oldu. Ömrümdeki en korkulu endişe ve duygu, Sensiz yaşamak korkusu oldu. Hüseyin Nihal Atsız |
15 Nisan 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri --- Kağanlığa Doğru
| KAĞANLIĞA DOĞRU
Çekildi mi kılıçlar
Türk'ün gönlü hoşlanır Kağanlığı kurmaya Yeni baştan başlanır Gözler ayda güneşte İlteriş Kağan başta Yazlar geçer savaşta Ötüken'de kışlanır İçelim kımızları Yosma Gök Türk kızları Esritirken bizleri Yavuzlar yavaşlanır |
Hüseyin Nihal Atsız
|
7 Nisan 2013 Pazar
Haftanın Şiiri ---
|
31 Mart 2013 Pazar
Haftanın Şiiri --- Afşin'a Ağıt
| AFŞİN'A AĞIT
Ne ümitlerle gelip dünyaya
En güzel ismi takındın: Afşın! Böyle erken bırakıp gitme neden? Kaç bahar, kaç yılı doldurdu yaşın? Kaldı senden bize bir gamlı seda... Bir vedadır o seda, sade veda’ |
Hüseyin Nihal Atsız
|
24 Mart 2013 Pazar
Haftanın Şiiri ---- Aşkınla
| AŞKINLA
Aşkınla senin bunca gönül etmede nale...
Uğrunda akan gözyaşımız oldu şelale. Onmaz kara sevdamızı kan söndürecektir... O füsunkar ve güzel gözleri her kalbi deşen Öyle bir nazlı kızın aşkına düştüm ben ki... Ey bir eşi bulunmaz fedakar,mert arkadaş! Kıskandırdın bizi sen,bak ölümün ne kadar şanlı! Arkadaşımızın mert ve şan dolu göğsünde Şehitliğin nişanı kızıl bir gül açıldı.... |
Hüseyin Nihal Atsız
|
17 Mart 2013 Pazar
Haftanın Şiiri --- Gel Buyruğu
11 Mart 2013 Pazartesi
Haftanın Şiiri --- ADSIZ
9 Ocak 2013 Çarşamba
Haftanın Şiiri -- Kızıl Elma
| KIZIL ELMA
'Yüz paralık kurşunla gider hayat dediğin;
Tanrı yolu uzaktır; erken kalk sıkı giyin. Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin Güzel Kızılelma'na varmadan öleceksin.' |
Hüseyin Nihal Atsız
|
3 Ocak 2013 Perşembe
Haftanın Şiiri -- Topal Asker
| TOPAL ASKER
Ey saçları “alagorsan” kesik hanım kız!
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Bacağımla alay etme pek topal diye. Bir sorsana o topallık bana nereden hediye ? Sen Şişli’de dans ederken her gece gündüz, Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık; Siz salonda dans ederken bizler savaştık . Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız, Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Olan işler dimağını azıcık yorsun! Biliyorum elbisemle eğleniyorsun; Biliyorum baldırını o kadar nazla Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla Benim bütün elbisemden... Hatta kendimden... Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben Neyim? Bir hiç... İşe güce yaramaz topal... Sen sağlamsın, senin hakkın, dünyadan zevk al: Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz! Ey gözünün rengi bana yabancı güzel, Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel! Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün. Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur Dolaşırken... Biz de tipi, fırtına, yağmur, Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık; Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık. Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık; Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık... Gülme öyle bana bakıp pek arsız arsız Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız! Sana karşı haykıranı, mecbursun dinle; Bugün hesap göreceğiz artık seninle: Ben cephede geberirken, geride vatan Aşkı ile bin belalı işe can atan Anam, babam, karım, kızım, eziliyorken Dağlar kadar yük altında... gel, cevap ver, sen Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız? Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız! Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda... Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu: Sizin için harp ederken yedim kurşunu. Onun için topal kaldı böyle bacağım, Onun için tütmez oldu artık ocağım. Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda. Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız, Bu amansız boğuşmada öldü yarımız, Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız Size şarap oldu sanki... Şehit canımız Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz; Zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!.. Gerçi salonlarda senin “yıldız”dı adın, Hakikatte fahişesin ey alçak kadın! Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu: Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu. Omuzun da neden seni fuzuli çeksin? ......................................... Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!.. |
Hüseyin Nihal Atsız
|


